Turan Erdemgil anısına: 30 Ağustos 2015 Zafer Bayramı yasızı

30 Ağustos 2015

Bugün 30 Ağustos 2015 Kurtuluş ve Cumhuriyetin temel taşlarının döşenmesini sağlayan Büyük Zaferin 93 ncü yıl dönümü.

Zafer Bayramı Hepimize Kutlu Olsun,

Anlamını ve önemini idrak etmeden 30 Ağustosu salt kutlamalarla geçiştirmemeliyiz. Orta Asya’dan kopup gelen, Doğu Roma İmparatorluğu’nun Anadolu topraklarında küçük bir alana yerleşen ‘beylik’ düzeyindeki Türk göçerlerin tarihsel süreçte İmparatorluğa dönüşen yaşam öyküsünü unutmamalıyız.

Osmanlının temelleri, Bektaşi-Aleviliğin insanlik, özgürlük, hoşgörü,edebiyat gibi çağının ileri değerleriyle Doğu Roma’nın devlet yönetimi ve yapılanmasının yorumlanmasıyla oluştu. Fatih’le yüzünü Batıya cevirerek zirve yaptı.

Fatih döneminde; güzel sanatlara, bilime, eğitime, askeri alanda yeniliklere verilen önem Yükselme Dönemini hazırladı. Osmanlı artık imparatorluk düzeyine ulaşmış, Anadolu’da, Balkanlarda, Avrupa’da genişlemeye başlamıştı. Çağının dünya görüşünü yakalamakla kalmamış onun da ötesine geçmişti.

Fatih’den sonraki yıllarda yaşanan Duraklama, Gerileme ve Yıkılma dönemlerinin temel niteliği cağının gerisine düşmesine yol açan dünyasal değerlerden kopuştur. Osmanlı artık bir din devletidir. Şeriatla yönetilmektedir. Hilafetle bütünleşmiş, kendisini İslam aleminin lideri ve İslamiyetin koruyucusu olarak görevlendirmiştir.

Bugünlere bakınca ister istemez akıllara gelen bir soruyla karşılaşıyor insan “ acaba tarih bir tekerrür müdür”. Osmanlı, yaşam biçimini geriye bakıp düzenlerken, Batı ileriye bakmaktadır. Rönesans ve Reform’la din’de bilimde yaptığı uyarlamalarla Sanayi Devrimine yol açmış, Fransız Ihtilaliyle imparatorluklara son verilmiş, milliyetçilik duyguları yaygınlaşmış, feodal yapılar yıkılmış,.ulus devletlerin kurulmasına yol açılmıştır. Özgürlük-Eşitlik-Adalet kavramlarına içerik kazandırmakla kalınmayıp,kuvvetler ayrımını, Yasama-Yargı-Yürütme erklerinin birbirinden bağımsızlığını kurumsallaştırmış, pekiştirmiştir.
Batı’da bu gelişmeler olurken, Osmanlı Yıkılma Dönemini yaşıyordu.

Nedenleri açık değil mi? Bu geri kalış Osmanlı toprakları üzerinde emperyalist arzulara yol açtı. Hatırlanacağı gibi en büyük ve geniş toprak kayıpları Duraklama döneminde oldu[ 1699-1792]. Osmanlı tarihi savaşlar tarihidir. Örneğin; yakın tarihimizde dışa karşı Trablusgarp, Birinci ve Ikinci Balkan savaşları, Kafkas cephesi (Ruslara ve Ermenilere yönelik), Çanakkale, Kanal, Irak, Yemen-Hicaz, Makedonya-Galiçya, Suriye ve Filistin cepheleri… Bu savaşların yanısıra içteki isyanlar Osmanlı’yı dağılma sürecine soktu. Parçalanma ve toprakların paylaşılmasını gündeme getirdi. Devrimlerini tamamlıyan Batılılar ise bu kez sermaye ve pazar arayışlarına yönelmişti.

Bu dönem Emperyalizmin silahli asamasıdır. Silahlı aşamayı ilerde ekonomik, kültürel ve din üzerinden yürütülen emperyalizm türleri izleyecekti. Bir bakıma Osmanlı emperyal bir güçtü. Ekonomisinin temel kaynağı işgal ettiği ülkelerden aldığı haraca dayanıyordu. Bilimsellikten, akılcılıktan uzak bu yönelim,toprak işgaline bağımlı bu ekonomik yapı, topraklar elden çıkmaya başlayınca çöktü.

Bu gelişmeler ışığında Batılılar azınlık haklarını ve kapütülasyonları bahane ederek Osmanlı’nın iç işlerine karıştılar. Bu dönem Avrupadaki gelişmeleri zamanında ve gerektirdiği ölçüde izliyemiyen Osmanlının dağılma aşamasına girdiği döneme denk düşmektedir.

Birinci Dünya Savaşı ardından Mondros ve Sevr anlaşmaları imzalandı. Ancak Osmanlı hanedanı ve taraf olan ülkelerin parlamentoları onaylamadığı için Sevr antlaşması uygulanmadı. Ama Mondros Antlaşması ve diğer gelişmelerle ülkemiz parçalanıyor, bize kalan topraklarda özgür yaşama hakkımız sonlanıyordu. Bu alçaklığı kabul etmemiz isteniyordu. Halife Sultan ve İstanbul Hükümeti ise tepkisiz, gelişmelere seyirciydi.

İşte bu ortamda Ulu Önder Mustafa Kemal Samsun’a çıktı. Tarih 19 Mayıs 1919’dur.
Halkıyla bütünleşen Kumandan Amasya Tamimi, Erzurum ve Sivas Kongreleriyle Türk’ün Kurtuluş Savaşını başlattı. Ankara’da 23 Nisan 1920 de T.B.M.M’i kurdu. Böylece şeriatla yönetilen halife Sultan’ın tek adamlı saltanatına son veriliyor, din devleti Osmanlı yerine, halkın özgürce seçtiği Meclis’e Yasama-Yargı-Yürütme yetkisini veren, ülke yönetimini doğrudan halkın iradesine bırakan bağımsız, demokratik, sosyal, özgürlükçü, hukuk devletinin temelleri atılıyordu. Yeni, genç TÜRKİYE CUMHURİYETİ’nin henüz ufuktaki bağımsızlığına açılan yoldaki Kurtuluş Savaşının yönetim merkezi, bundan böyle Osmanlı’nın başkenti ve hükümetinin bulunduğu İstanbul değil Ankara olacaktı.

Kurtuluş Savaşı, Misak-ı Milli sınırları içinde üzerinde Türk halkının yaşadığı vatanın bir bütün olduğu bu toprakların asla parçalanamıyacağı inancı ve sarsılmaz kararlılığında, iç ve dış düşmanlarla zafere ulaşmak için verilecek savaştı. Kanımız ve canımız pahasına sürecek mücadelemizde ilkemiz “hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır. Bu satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz” diyen Mustafa Kemal’in bu emri azim ve özveriyle uygulandı. Yarattığı Kuvayi Milliye ruhuyla, savunmada kalan, çaresiz, yorgun, yokluklara terkedilmiş, sahipsiz bir halkı “ yedi düvele “ karşı tetikleyip O’nu taarruza geçirmeyi başardı.

Kumandanlığını üslendiği SAKARYA MEYDAN SAVAŞI (23 Ağustos-21 Eylül 1921) zaferle sonuçlandı. Meclis, Liderini “Gazi” ünvanı ve ”Maraşal” rütbesiyle taçlandırdı. Sakarya ,sonraki savaşların itici güçü, öncüsü oldu. Mustafa Kemal’in komutasında Türk Askeri 26 Ağustos 1922’de taarruza geçti. Düşman mevzileri çember içine alınıp bir saat içinde, evet yanlış okumadınız sadece bir saat içinde, ele geçirildi. Şiddetli çarpışmalardan sağ kalan düşman esir alındı .Esirler arasında Yunan Başkomutanı Trikopis’te vardi. 30 Ağustos’ta nihai zafere ulaşıldı. Bu savaş BAŞKOMUTANLIK MEYDAN SAVAŞI olarak adlandırıldı. Savaş sonrası kaçan Yunanlılar Izmir’e kadar kovalandı. 9 Eylül 1922’ de İzmir’in kurtarılmasıyla ülkemiz tüm düşmanlardan temizlendi.

30 Ağustos tarihiyle simgelenen, uzun soluklu savaşlar sonucu elde edilen bu büyük zafer, 20nci yüzyılın başlarında emperyalizme karşı mazlum milletlerin uyanışına öncülük eden en önemli ve tek Örnektir.

Turan ERDEMGİL
İngiltere Atatürkçü Düşünce Derneği
Onur Kurulu Başkanı

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *