Atatürk’e hakaret eden yazara tepkiler

Boğaziçi Üniversitesi’nde Boğaziçi İslam Topluluğu tarafından  kendisini Yunan asıllı İngiliz yazar olarak tanıtan Hamza Andreas Tzortzis’in davet edildiğini ve konuşmasında  TC Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e şeytan dediğini okumuşşunuzdur.Toplantıyı düzenleyen bir grup öğrenci tarafından bu konuşmaların alkışlandığının da  basında yer alması alınması gerek  yurt içi gerekse yurt dışında büyük tepki çekti. Bunun üzerine bağlantıya geçtiğimiz Gedik Üniversitesi Öğretim Üyesi Tarihçi Dr.Orhan Çekiç bir yazı kaleme aldı. Yazı aşağıda bilginize sunulur
Ayrıca yazarTzortzis’in dün ( 30 Nisan’da ) Bournemouth Üniversitesi’nde konuşma yapacağını duyunca  Southampton Üniversitesi’nde okuyan Atatürkçü genç öğrencilerimize ulaşarak bu toplantıya katılmaları ve yazara gereken yanıtı vermelerini rica ettik. Bournemouth Üniversitesi Deniz Biyolojisi öğrencisi Olkan Oraldağ ile yine aynı Üniversitede Biyokimya Mühendislik bölümü doktora öğrencisi Selman Gültekin toplantıya katıldılar. Orhan Çekiç hocamızın yazısını da referans aldılar.Ancak alacağı tepkilerden korkup konuşma yapmaya gelmeyince bu 2 genç arkadaşımız açıklama yaparak Üniversite yönetimini ve oradaki öğrencileri bilgilendirmişler.
______________________________________________________________________

 GENE Mİ BOĞAZİÇİ?

Boğaziçi Üniversitesi’ne konuk konuşmacı olarak çağrılan Yunan asıllı İngiliz  Hamza Andreas Tzortis, daha önce de bir çok kez buna benzer konuşmaları bir çok yerlerde yapmış olmalı ki, Atatürk’e olan bu nefretiyle ünlenmiş, o nedenle de  Boğaziçi’nden böyle bir daveti almış ve hiçbir şekilde akademik olmayan, zira hiçbir bilimsel  veri içermeyen bir konuşma yapmış.

Bu kişi hem Yunan asıllı hem  İngiliz olunca, yakın çağ tarihimiz henüz hafızalarda çok taze olduğundan, Çanakkale, Sakarya, Dumlupınar ve benzeri sözcüklerin kimi belleklerde böylesi  mental hasarlara yol açtığını yakından biliyoruz.

Zira böylesi bir hasarlı ve “püsküllü beyin” de ülkemizde mevcut olup, Tzortis ile aynı argümanlarla Atatürk’e saldırıyor ve o da  belli bir kesimden alkış alıyor. Tıpkı Boğaziçi’nde olduğu gibi.

Bunu anlarım.

Ama Prof.Dr. Haluk Savaş’ın yaptığı savunmayı anlamam mümkün değil.

Zira bu müptezelin yaptığı bu konuşmanın bilimsellikten tamamen uzak bir içerikte ve sadece Atatürk’e hakaret etmeyi amaçlayan, o nedenle de “düşünce özgürlüğü” kapsamında ele alınamayacak bir konuşma olduğunu Haluk Savaş’ın görmemesi olanak dışı.

Zira Haluk Savaş biliyor olmalıdır ki, Atatürk, iddia edildiği gibi, bu ülkeden islâmı kaldırmak istememiş, tam aksine, islâmın gerçekte ne olduğunun tam olarak anlaşılması için kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’in Türkçe mealini de hazırlatmıştır.

0rhan cekic

Ezanı kaldırmamış, Türkçeleştirerek, anlaşılmasını sağlamıştır.

Cumhuriyetimizin aydınlık yolunu açan 3 Mart 1924 Eğitim Birliği yasasının kabul edildiği gün, “ Müftülerimiz üniversite mezunu olmalıdırlar” diyerek  İlahiyat Fakültelerinin ve İmam Hatip liselerinin yolunu  açmıştır. “Arapçayı kaldırdılar, İslami eğitimi kaldırdılar” savının da ne kadar temelsiz olduğu  böylece açıktır.

Çıkarttığı “kıyafet yasası” kadınları kapsamaz, sadece kamuda görevli erkeklere yöneliktir. Dolayısıyla, “örtünmeyi kaldırdılar” iddiası da bir safsatadan ibarettir. Bununla kastedilen “çarşaf” ise, çarşafı yasaklayan Sultan II. Abdülhamit’tir.

Gerçek böyle olunca, Atatürk’ün, şeytanın değil Allah’ın dostu olduğu, yüzlerce sömürge halklarına rehber ve ışık olduğu, tümüyle bilimsel ve belgesel b ir gerçektir.

Unesco gibi uluslar arası bir kuruluşun 1981 yılını bütün dünyada “ATATÜRK YILI” olarak ilan ederken kullandıkları gerekçeler, yukarıda yaptığımız  açıklamaların kanıtını teşkil etmektedir. O yıldan bu yana benzer bir onurlandırmanın hiçbir devlet başkanı için yapılmamış olması da, Atatürk’ün benzersiz kişiliğinin bir diğer kanıtıdır.

Hamza Andreas Tzortis’i ve onu alkışlayan zavallı yardakçılarını  yarın kimse hatırlamayacak ama, A.B.D.’nde Brown Üniversitesi’nde görev yapan Prof. Dr. Arnold Ludwig’in 18 yıl süren ve üniversite desteğinde gerçekleşen, 2002 yılında da “Dağın Aslanı: Siyasi Liderliğin Doğası” adıyla kitaplaştırdığı eserinde yer alan bilimsel araştırması sonucunda, “20. Yüzyılın en büyük devlet adamının Atatürk olduğu” sonucuna varmış olması, sanırım Hamza Andreas Tzortis şaklabanına verilmiş en bilimsel yanıttır.

Bu Yunan kökenliye, Yunan başbakanı Venizelos’un “Neden Nobel Barış Ödülü Mustafa Kemal’e Verilmelidir?”  konusunda Nobel Komitesi’ne yaptığı başvuruyu hatırlatmayacağım. İşgalci Yunan generali Trikopis’in, 1948 yılındaki vefatına kadar her 10 Kasım’da Selanik’te Atatürk’ün evine gidip, saygıyla eğilip, onur defterine neler yazdığını da sormayacağım. Ama hem Yunanlı hem de İngiliz olduğu için, Yunan artıklarının Ege’de sulara gömüldüğü anlaşılınca İngiltere’de istifa etmek zorunda kalan Başbakan Lloyd George’un, bu istifasına yol açan gerekçeyi parlamentoda  açıklarken söylediklerini elbette hatırlatacağım: “ Dünyada her yüzyılda bir dahi çıkar. Şu bahtsızlığımıza bakın ki, bizim dönemimizde bu dahi Türklerden çıktı. Mustafa Kemal’i yenemedik!”.

Bilmem anlatabildim mi Hamza Andreas Tzortis.

Dr. Orhan Çekiç.

Gedik Üniversitesi Öğretim Üyesi.

 

 

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

By continuing to use the site, you agree to the use of cookies. more information | privacy policy

The cookie settings on this website are set to "allow cookies" to give you the best browsing experience possible. If you continue to use this website without changing your cookie settings or you click "Accept" below then you are consenting to this. Please see our privacy policy for further details.

Close