İADD / III.Kadın ve Başarı Konferans Haberi

16 mart

İngiltere Atatürkçü Düşünce Derneği ,Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla geçen sene başlattığı Kadın ve Başarı Konferansları’nın 3.sünü 15 Mart 2019 Cuma akşamı Azerbaycan Evi’nde gerçekleştirdi. Toplantı , çeşitli sivil toplum örgütlerinden gelen  kadın temsilci ve sanatçıların  yanında erkeklerin de yoğun ilgisini çekti.

Program,IADD Başkanı Jale Özer’in açış konuşmasıyla başladı.Özer konuşmasında ;

Günümüzde artık, Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün kutlamalardan çok ,kadın haklarının  geliştirilmesi,kadına şiddet,taciz ve  cinayetlere dur denildiği,çocuk gelinler , okula gönderilmeyen kız çocukları,eşit işe eşit ücret ödenmesi, kültürde, sanatta ve siyasette kadınlara eşit yer verilmesi gibi konuların işlenerek sadece 8 Mart’ta değil hergün farkındalık yaratıp seslerin bu yönde duyurulması gerektiğini düşünüyorum diyerek dünyada ve Türkiye’deki kadınlarla ilgili çok önemli konulara değindi, bu konudaki istatistiklere yer verdi.

Dünya Bankasının raporuna göre;Dünyada sadece 6 ülke kadınlara eşit ekonomik hakların verildiğini, 187 ülke arasında Türkiye’nin maalesef 85.sırada olduğunu söyledi. Diğer önemli konu olarak; Türkiye’deki son Yükseköğretim Kurulu (YÖK)’un , “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Tutum Belgesi”ni yürürlükten kaldırması .Bu konuda Avrupa Konseyi Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddete karşı Eylem Uzmanlar Grubu Bşk.Prof.Feride Acar’ın açıklamalarına yer vererek Türkiyenin 1985 ve 2011 tarihlerinde imzalamış olduğu 2 uluslararası belge ve anayasa ile güvence altına alınmış toplumsal cinsiyet eşitliğinin YÖK’ün bu olumsuz kararıyla ,üniversitelerde işlenen  bu konudaki dersleri tamamen olumsuz etkileyeceğini iletti.

Türkiye’deki kadın dernekleri temsilcilerinin  yaptıkları açıklamalara da yer veren Özer;  son dönemde Türkiye’de kadın haklarında geriye gidiş konusunda yaşanan bir başka gelişmenin ise  ‘kadınların erkeklerin saygı duyulan eşleri olarak yetiştirilmesi gibi ifadelerin yer aldığı İslam Konferansı Örgütü tüzüğünün onaylanmak üzere TBMM gönderilmesi’. Özer,Uluslarası İlişkiler Uzmanı Selma Acuner’in sözlerine yer vererek  ;Türkiye’nin tam olarak üye bile olmadığı örgütün şeriat temelli belgesinin TBMM’ne sevk edildiğini ve bunun Anayasanın laiklik ilkesine ve taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu dikkat çekerek ,bu durumun kadının işlevinin sadece aile içinde görülerek ev ,ailenin bakımı,temizlik gibi ücretsiz işlerle sınırlandırılması anlamına geleceğini belirtmiştir.

Değerli dostlar , hepimiz görüyoruz ki ; ikinci sınıf vatandaşlıktan, toplumda eşit birey olmasını ,muhtar,belediye ve en son olarakta milletvekili secme secilme hakkını Cumhuriyetin aydınlanma devrimleri sayesinde hiçbir mücadele vermeden Fransa, İtalya ve İsvicre’deki kadınlardan bile önce  kazanmış olan  Türk kadınının  haklarında özellikle  son senelerde maalesef neredeyse ortadoğuda yaşayan kadınlarla  aynı konuma yaklaşma gibi bir  geriye gidiş izleniyor. Bunun içindir ki Cumhuriyet’in nimetlerinden faydalanarak yetişen biz Türk kadınlarına bu gidişatı izlemek değil,bir zamanlar dünyada örnek gösterilen haklarımıza za sahip çıkmak ve onları daha ileriye götürmek icin mücadele etmek yakışır .Bunu da örgütlenerek yapacağız.Yaşadığımız  ülkede sadece siyasi partilerde değil, sivil toplum örgütlerinde üye olarak , yönetimlerinde görev alarak sesimizi daha güçlü çıkaracağız. Unutmayalım örgütlü bir toplum herzaman kazanan bir toplum olmuştur. Unutmayalım ki bizler kurtulus savaşında ve sonrasında mucizeler yaratmış olan Kara Fatmalar, Nene Hatunlar, Sabiha Gökçenler ,Bahriye Üçoklar, Türkan Saylan’lar ve daha nice değerli kadınlar yetiştirmiş bir milletin cocuklarıyız.

Bugün modern,çağa ayak uyduran,ayakları üstünde duran kadınlar isek bunu önce Büyük Devrimci Mustafa Kemal Atatürk’e daha sonra da onun öncülüğünde kurulan Türkiye Cumhuriyet’ine borçlu olduğumuzu hiçbirzaman unutmayalım. Çünkü Cumhuriyet demek  kadının toplumsal hayatta eşit birey olması,sosyal,kültürel ,siyasal ve ekonomik olarak özgürleşmesi,erkeğin arkasında değil yan yana,omuz omuza   yürümesi demektir.

Jale Özer sözlerini , 300 gün direnişin  sonunda Flormar’da direnerek haklarını elde eden  o yüce emekçi kadınlarımıza  selam olsun diyerek bitirdi.

Başkan Özer’in açış konuşmasından sonra  ardından paneli yöneten sosyolog,yazar ve belgesel yapımcısı Semra Eren Nijhar gösterilecek belgesel ile ilgili bilgi verdi;Halen, İzmir Platformu Başkanı olan, Atatürkçü Düşünce Derneği Bilim Danışma Kurulu Üyeliği ve  2002-2017 yılları arasında on beş yıl İzmir Özel Türk Koleji Uşakizade Köşkü Müdürlüğü’nü yapmış  Ahmet Gürel’in Cumhuriyet ve Kadın Belgeseli’nin Devrimler bölümü gösterildi. Cumhuriyet ve Kadın Belgeseli  310 fotoğraftan oluşmaktadır. Belgeselin seslendirmesini Kadriye Atasoy, özgün müziklerini ise Ege Üniversitesi D.T.M. Konservatuarı yapmıştır. Bu belgesel, 05 Mart 2010 tarihinde, “Dünya Kadınlar Gününün 100. Yılı” nedeniyle ilk kez Londra’da ;  İngiltere Atatürkçü Düşünce Derneği tarafından davet edildiği  toplantıda  Türk toplumuna gösterilmiştir.

Belgeselin arkasından  Sosyolog-Yazar, belgeselci  Semra Eren- Nijhar’in sunumuyla panel başladı. Konuşmacılar :Enfield Belediye Meclis başkanı olarak, hem bu göreve atanan ilk kadın ve farklı bir etnik kökenden gelen başkan hem de Londra’daki 32 yerel bölge içindeki “en genç başkan” olma sıfatını alan Nesil Çalışkan ile gerek Londra’da gerekse de uluslararası sergilerle Türkiye’nin adını duyuran, 2010 yılında Londra ressamlarının kurduğu ve bu sene 106 . Yılını kutlayan The London Group’un başkan yardımcılığını yapmış değerli sanatçı ,ressam ve heykeltıraş Ece Clarke.

İlk konuşmacı İstanbul doğumlu Ece Clarke, ilk öğrenimini 1963-1969 arasında Almanyada yaptığını ve o yıllarda bir Türk çocuğu olarak yasadığı  zorluklardan bahsetti. Türkiye’de orta okul ve üniversiteye giderken o yıllarda Türkiye’deki olaylara ve deneyimlerine değindi. Istanbul Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı’ndan mezun olan Ece, rehberlik ve öğretmenlik yaparken sanatçı bir aileden gelmesi sebebi ile resim yapmanın yasamının  bir parçası olduğunu söyledi.1986 yılında Istanbulda ilk sergisini açtı, Bunu Singapur, Katar, Londra, Abu dabi ve Fransa gibi ülkelerde de sürdürdü. Londrada iki defa Royal Academi’de baskı fuarında yer aldi.  2010 yılında Londra ressamlarının kurduğu ve bu sene 106 . yılını kutlayan The London Group’a davet edildiğini  ve orada başkan yardımcılığını sürdürürken, aynı zamanda yıllarda İngiltere ADD’nin yönetim kurulunda da görev aldığını belirtti.  Bu her iki göreve seçilmesinden büyük onur duyduğunu ekledi. Çalışmalarını  sürdürdüğü Surrey’deki atölyesinde çalışmalarını kısaca şöyle özetledi Kendine  özgü tarzı  ile baskı , doğa etkisinde yaptığı resim ve heykel calışmaları ve  miknatis,  gomalak, duman gibi  alışagelmemiş malzemeleri kullanması.

Son olarak gecede Enfield Belediye Meclis başkanı olarak, hem bu göreve atanan ilk kadın ve farklı bir etnik kökenden gelen başkan hem de Londra’daki 32 yerel bölge içindeki “en genç başkan” olma sıfatını alan  Nesil Çalışkan çok genç yaşına rağmen  başarısını nelere borçlu olduğunu açıkladı. Çok genç yaşında  hissettiği eşitlik kavramına borçlu olduğunu anlatan Çaliskan bununla kalmayıp Ece Clarke’ın ve Jale Özer’in de vurguladığı gibi, sağlam bir sayı ile örgütleşerek, ve de sosyolojik yapıları iyi kavrayarak ilerlediğini kaydetti. LSE mezunu olan Çalışkan, kadının cesur ve atılgan olmasının önemini vurgulayıp halen 2020 yılına doğru ilerlerken Büyük Britanya da dahil olmak üzere Avrupada cinsel eşitsizliğin halen çok yaygın olduğunu ve burada bulunan kadınların gelişmemiş ülkelere örnek olmasının önemini vurguladı. Doğduğu yerde meclis başkanı seçilmenin mutluluğunu yaşıdığını ve bunu “Hayatım boyunca yaşadığım yerin temsilcisi konumuna ulaşmak mutluluk verici” sözleriyle anlattı.Ayrıca “Belediye sınırları içinde yaşayan tüm farklı toplumları temsil edip, herkesin sesi olmak için uğraşacağım.” sözleriyle tüm kesimler için çalışacağını belitti.

Panel’in son bölümündeki  soru ve yanıt kısmı çok yoğun geçti. Toplantıya katılan büyüklerinin yanında  henüz 14 yaşındaki ve IADD en genç üyesi olan Humeyra Baykal’ın sorusu oldukça çok ilgi görüp alkış topladı. Baykal okulunda yaşadığı tecrübelerinden örnekler vererek gençlerin arasında kişisel tercihlerin ve çağdaş, sosyal kavramların açık bir şekilde tartışılmadığını gözlemlediğini söyledi. Bunun üzerine Nesil Çalışkanda kendisine bu konuda bazı tavsiyelerde bulundu.

Konuklar, panel sonrasındaki  resepsiyonda   sohbete devam ettiler.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

By continuing to use the site, you agree to the use of cookies. more information | privacy policy

The cookie settings on this website are set to "allow cookies" to give you the best browsing experience possible. If you continue to use this website without changing your cookie settings or you click "Accept" below then you are consenting to this. Please see our privacy policy for further details.

Close