ÜÇ DEVRiM YASASININ KABUL EDİLİŞİNİN 93. YILDÖNÜMÜ

29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilan edilmesinden sonra ,çağdaş bir ülkenin inşa edilmesi için Mustafa Kemal Atatürk bir dizi devrim yasasını hayata geçirtmiştir.

Bunlardan en önemli üç yasa , 3 Kasım 1924’te TBMM’de kabul edilmiştir.Devrim tarihimizde ‘ Üç Devrim Yasası’ olarak adlandırılan ve herbiri başlı başına ayrı bir devrim olan bu yasalar nelerdir?

Birincisi : 429 sayılı Din işleri ve Vakıflar Bakanlığı’nın kaldırılmasına ilişkin yasa.
İkincisi :430 sayılı Öğretimin Birleştirilmesi Yasası
Üçüncüsü :431 sayılı Halifeliğin kaldırılması ve Osmanlı Hanedanının Türkiye Cumhuriyeti toprakları dışına çıkarılmasına ilişkin yasa.

Bu üç devrim yasası , her biri ayrı ayrı çok önemli tarihi yasalardır. Halifeliğin kaldırılması ve son Osmanlı hanedanının yurt dışına çıkarılmasıyla, devletin laikleştirilmesi yolunda siyasi bir adım atılmış , devrime karşı olan eski düzen yanlılarına karşı Cumhuriyeti koruyucu bir yasa oluşturulmuştur.

Din İşleri ve Vakıflar Bakanlığı’nın kaldırılmasıyla da , dinsel kuralların devlet işlerinden uzaklaştırılması sağlanmıştır.Çünkü bu yasa çıkmadan önce bakanlık her türlü devlet işlerinin şeriata uygun olup olmadığını denetlemekteydi. Bunun yerine islamın dini inaçlarının düzenini sağlamak üzere Diyanet işleri Başkanlığı ( Bugünkü Diyanet İşleri Başkanlığı ile isim benzerliğinin dışında başka bir ilgisi yoktur) kurulmuştur.Böylece dinsel kuralların devlet işlerinden uzaklaştırılması sağlanmıştır.

Öğretimin birleştirilmesiyle de, Din İşleri Bakanlığı tarafından yönetilen okul ve medreseler kaldırılmıştır. Bu yasa ile kendini yenilemeyen, tutucu ,gerici medrese öğreniminden bilim ve akıla dayalı bir öğretim sistemine geçiş yapılmış ve iki başlı öğretime son verilmiş, bunun neticesinde öğretim laikleştirilmiş ve her yurttaşın ilk öğretimden parasız olarak yararlanması sağlanmıştır.

Bugün ise:
Türkiye Cumhuriyeti’nin temel kuruluş felsefesini oluşturulan bu 3 devrim yasasıyla iktidar arasında büyük bir kavga vardır. Özellikle son 14 yıl içinde önce 4+4+4 yasasıyla , daha sonra da proje okullari adı altında neredeyse tüm okullar imam hatip okullarına dönüştürülürken amacın okumayan,sorgulamayan, müzikten,spordan,bilimden, sanattan anlamayan bir gençlik yaratmak , daha doğrusu kolayca yönlendirip yöneteceği, dindar ve kindar bir toplum yaratmak olduğu ortaya çıkmıştır.

Genç Cumhuriyet’in hayata geçirdiği akla ve bilime dayanan eğitim sistemi bırakılmış, ne yazık ki çocuklarımız bilgiden yoksun , ehliyetsiz kişilere teslim edilerek içinde bulunduğumuz çağı yakalamaktan uzak bir eğitim sistemi içine çekilmistir.

Kaçak kuran kursları, şeriatçı kafalarla kurulan tarikat ilişkili vakıflar ve cemaatlerle ilişkiler bizi bir daha yaşanmamasını istediğimiz 15 Temmuz’a götürmüştür. Ülkede işsizlik, ekonomide çöküş, Türkiye’yi bölme ve Misak-i Milli sınırlarımızı değiştirmeye yönelik oyunlar,Yavru Vatan Kıbrıs ‘ı elden çıkarma planlarına karşı ülke olarak muhalefetiyle iktidarıyla el ele verip çözüm aramamız gerekirken, anayasa değişikliği adı altında aslında “rejim değişikliğine “ götürecek refarandum oylaması aslında Cumhuriyet’in kuruluş felsefesini oluşturan Devrim Yasaları’na karşı devam eden kavga mıdır?

Bütün bunlara karşı tüm ulusumuzu uyanık olmaya , aramızdaki fikir ayrılıklarını bir kenera bırakarak birlik ve beraberlik içinde refarandum oylamasında neden “hayır “ vermemiz gerektiğini ,bunun bir parti meselesi değil bir ülke meselesi oldugunu anlatmak icin mücadeleye ve tüm halkımızı oy kullanmaya davet ediyoruz.

Bu günden sonra her Türk vatandaşı bu Cumhuriyet’in nasıl ve hangi şartlarda kurulduğunu hiçbir zaman unutmayarak , ‘O’na ve devrimlerine sahip çıkmak ve uygulamak üzere 2023 teki laik, demokratik ve çağdas güçlü Türkiye’nin temelini oluşturmayı bir görev saymalıdır.

Jale Özer

Başkan – İngiltere Atatürkçü Düşünce Derneği

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *