Kimlik Kaybı Korkusu / Erdal Atabek /31 Mart 2014 Cumhuriyet

Herkesin merak ettiği konu şuydu:

“Ortaya çıkan bunca şeye karşın, rüşvetler, yolsuzluklar, bunları örtme çabaları, savcıları görevden almalar, polislerin yerini değiştirmeler vb. şeylere karşın AKP neden gene yüksek oy alıyor?” Gerçekten de meraka değer.

Bu yazıyı seçimden önce yazıyorum, elbette sonucu bilmiyorum, ama her koşulda AKP oylarında dramatik bir düşüş beklenmiyor. Neden?

Halkın kolayca kandırılabilmesi mi?

Recep Tayyip Erdoğan’ın kişisel karizması mı?

Lafa bakmam, icraata bakarım” klişesi mi?

Makarna, kömür, para destekleri mi?

Her etkenin bir ölçüde payı olabilir, ama neden halkı ‘onlar’ kolayca kandırıyor da‘bunlar’ kandıramıyor diye de sormak gerekir.

Erdoğan’ın kişisel karizması vardır. Ama öteki liderlerin de değişik tipte ve ölçüde etkileri var.

İcraatın pek ölçülüp biçildiğini sanmam.

Yoksula destek bir ölçüde etkili olabilir.

Ama seçimler aslında “ahlak, dürüstlük, doğruluk” temelinde yapılmış seçimlerdir. AKP’ye oy veren ahlaklı, dürüst, doğruluktan yana seçmen de içinde bir burukluk, bir duralama geçirmiş olmalıdır.

Gene de bu burukluğu, bu duralamayı aşıp sandıkta neden mührü ampule basmıştır?

Bu düğüm nasıl çözülür?

Devamı için: ***

İnsanlar nasıl karar verirler?

Karar sürecini neler etkiler?

Psikoloji araştırmaları göstermiştir ki insanların verdikleri kararlar genellikle ‘mantıklı kararlar’ değildir. Bu kararları etkileyen birçok etken var.

Bunlar;

Önyargılar,

Kompleksler,

Sabit fikirler,

Elindekini kaybetme korkusu,

Kimlik kaybı korkusu

gibi etkenlerdir.

Kimde, bunların ve benzerlerinin hangilerinin karar sürecinde etkili olduğunu bilmek de olanaksızdır.

Ama ülkemizde, ‘toplumsal kimlik’ olağanüstü önemli olduğu için bu kimlik bir biçimde oluştu mu, kaybı da kişiliğin kaybı gibi korku yaratır.

Kültürümüz ‘birey kimliği’ yaratmadığı, bu kimliği olumlamadığı için de ‘toplumsal kimlik’ çok büyük önem taşır.

Onun için de ‘hemşerilik’, ‘tanınmış ailelerden olma’, ‘takımdaşlık’, ‘yandaşlık’ çok büyük önem taşır; bunların dışında kalma, bunların dışına çıkma büyük korku yaratır. Terk edilme, yalnız bırakılma, dışlanma korkusudur bu.

Kimlik kaybı korkusu budur.

Bu nedenle de, bizim toplumumuzun insanı, “daha güvenilir yeni bir kimlik”bulmadıkça, eski kimliğine sımsıkı yapışır ve her şeye gözünü kapatarak o kimliğinin peşinden gider.

AKP, yandaşı için böyle bir kimlik olmuştur.

Bu kimlik “dindar, güçlü, dediğini yapan, yandaşlarını yalnız bırakmayan, güvenilir”özellikler taşır. Hele de özgüveni düşük bireylerin toplumunda bu kimlik etkilidir.

Toplumun genelinde, “onlar söylesin, ben yapayım”, “onlar yapsın, ben uyayım”kurallarını yaşamının rehberi yapmış kişiler için bu kimlik çok uygundur.

İşte, AKP’ye oy verenler için bu ‘kimlik kaybı korkusu’ çok önemli bir psikolojik nirengi noktasıdır.

AKP’nin karşısındaki partinin kazanması için oy istediği kişilere “daha güvenilir, daha güçlü, daha ona ulaşan, daha değerli bir kimlik” verebilmesi gerekir. Böyle bir kimliği verebileceğine oy istediği kişileri inandırması gerekir.

Böyle bir değişim olabilir mi?

Elbette olabilir.

Bu da, “bireysel ve toplumsal korkuyu yenebilmek”le olacaktır.

Doğru bildiğiniz yolda cesaretle yürümek.

Her türlü engeli aşacağınıza ilişkin kararlılık.

Bu kararlılığı sürdürecek sarsılmaz irade.

Doğruları cesaretle toplumla paylaşmak.

Bütün bir toplumu hedefinize götürmek.

Bıkmadan, yorulmadan, korkmadan yürümek.

ışte, liderlik de budur, rehberlik de budur.

Toplum bunları yaptığınız zaman size güvenir, arkanızdan yürür ve güvenilir kimliğini kazanır.

Yanlış yolda yürüyenlerin enerjisi kimseyi şaşırtmasın.

Doğru yolda yürüyenlerin enerjisi her zaman kazanmıştır, her zaman da kazanacaktır.

Yeter ki kazanmak için yola çıkanlar, neyi neden kazanmak istediklerinin bilincinde olsunlar.

Çözülmeyecek sorun, varılmayacak hedef yoktur.

Atatürk’e bakın.

Yaşadıklarına bakın, yaptıklarına bakın, hepsini görürsünüz

Atatürk’ü anlayın, taklit etmeyin.

Atatürk’ü tekrarlamayın, analizlerini anlayın.

Atatürk’ü tüketmeyin, üretin.

Bugünde kalmayın, yarını yaratın.

Gelecek, onu hak edenlerindir…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *